29 Şubat 2008 Cuma

Mazgallar...

Mazgallar..Hergün basıp geçtiğimiz yerleri tanıyor muyuz..Çocukken ayağımızı kapan bu canavarları artık pek önemsemiyoruz galiba..Artık misketlerimizi yutmuyorlar da, şimdilerde anahtarlarımıza göz dikmiş durumdalar..Peki bu yuttukları nereye gidiyor..Cevap Sunay Akın'da..


yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını
kumbara sanıp, harçlığımı atardım
bu yüzden en çok denizden alacaklıyım

(imaj:alper seber floransa,2007)

Günler...

Günler..Eninde sonunda 7 adetler..
Dön dolaş, hep aynı günler..Arada tatlı günler de yok mu..


Bugün pazartesi, nasıl da çarpıyor ayçöreğin kalbi..
Bugün Salı, kuruvasana asılmalı..
Bugün Çarşamba, ümitvar bir poğaça..
Bugün Perşembe, keşküller pür neşe..
Bugün günlerden Cuma, işte alamancı bir pasta..
Bugün Cumartesi, incidir profiterolün adresi 
ve nihayet pazar, limonatamızı içip, uzayalım azar azar..

28 Şubat 2008 Perşembe

Aşk...

Doğa ile ve diğer canlılarla aşkı bir araya getirmek..Aşkı bu sevimli canlılarla anlatabilmek..Aşk, belki güneşe daha yakın tünemek..Belki de tependeki bütün tüylerin havaya dikilmesi..Aşk, elbette ilerilere ve yalnız geleceğe bakmak..Tüylerini ışıl ışıl kabartmak ve ilhamla, umutla, görkemle durmak..Ufuklara, kara bulutların olmadığı aydınlık ufuklara kanatlanmak..


Kendi yakinine, asıl derinliklerine inmek ve kendi ufuklarının ötesine, birliğe geçebilmek..Aşk, yuvaya dönmek ve ayrılıkların geçiciliğini anlayabilmek..

25 Şubat 2008 Pazartesi

Eller...

Bestesi de yapılmış hoş bir şiir..orijinal sözler e.e.cummings'e ait..adaptasyon Barış pirhasan'ın..

Yaprak yaprak açtırırsın
İlk yaz nasıl açtırırsa
İlk gülünü gizem dolu
hünerli bir dokunuşla


Hiç kimsenin yağmurun bile
Böyle küçük elleri yoktur
Bütün güllerden derin
Bir sesi var gözlerinin

20 Şubat 2008 Çarşamba

Kar...

Karlar düşer, düşer düşer.. ağlarım..Neden..? 


Okullar tatil oldu, arabam üşüdü, çirkin grilikler beyazla örtüldü, kardan adamlardan ürküyorum, kartoplarını eskisinden daha sert yapıyorlar, plakaları ezberleyemiyorum, ağaçlar boynun büktü, donan göllere maya çalamıyorum, çocuklar kayarken torbalar hırpalanıyor, lastiklerimi zincirlere vurduramam ben, karda yürürken izim belli oluyor, saçlarıma aklar düşüyor, bütün mikroplar kırılıyor..

14 Şubat 2008 Perşembe

Şarlo...

Charlie Chaplin..Sinemanın unutulmaz ismi..Yoksul ve oyuncu bir İngiliz ailesinin çocuğu olarak dünyaya geliyor..Şöhreti Amerika'da yakalayan oyuncu; akrobatik hareketleri, koreografileriyle ilgi çekiyor..Hepsi bu kadar değil tabi ki..Büyük Diktatör filminden bir alıntı..

"Hayatın bize çizdiği yol, özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir, ama biz bu yolu yitirdik. Hırs insanların ruhunu zehirledi, dünyayı bir nefret çemberine aldı. Hepimizi kaz adımlarıyla sefaletin ve savaşların içine sürükledi. Hızımızı artırdık, ama bunun tutsağı olduk. Bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiler bizi çıkarcı yaptı, zekamızı da katı ve acımasız. Çok düşünüyoruz, ama az hissediyoruz. Makineleşmeden çok insanlığa, zekadan çok iyilik ve anlayışa gereksinmemiz var. İnsancıl değerlerimizi koruyamazsak hayat korkunç olur, hep yitiririz. Siz insanlar güçlüsünüz. Makineleri yapacak güç sizdedir. Bu hayatı olağanüstü bir mutluluk serüvenine çevirecek olan yine sizlersiniz."

10 Şubat 2008 Pazar

Mevlevilik...

Mevlevilik..Mevlana Celaleddin-i Rumi "Gel..Ne olursan ol, gel" diyor..Gerisi İhsan Oktay Anar'ın Suskunlar adlı roman'ından (S.123)


- "Peki beni niye çağırdınız? Bir emriniz, bir ihtiyacınız mı var?"
- Gözlerinin içi gülen şeyh,usul gereği kalkmadan önce yeri öptü ve "Evet," dedi. "Senin temiz kalbine ihtiyacımız var. Bazıları var ki buraya gelir ve huzur bulur, yine bazıları var ki buraya gelir ve biz onlarda huzuru buluruz."

(imaj:anonim)

Sorular..

Sorular..Nicedir zihnimi kurcalayan sorular..Çok değil sadece 3 tane..

1.
Işığı çalabilecek hırsız var mıdır?
2. Ses mi, sessizlik mi öncedir?
3. Zaman geç kalır mı?

8 Şubat 2008 Cuma

Denizyıldızı...

Denizyıldızı..Kant'ın meşhur sözü " Üstümdeki yıldızlı gökkubbe ve içimdeki ahlak yasası.."..Ayrıca sularda denizyıldızları var..Bir de ekranları işgal eden ahlaklı yıldızlar var..Öyleyse günümüze uygun bir güncellemeyle..


" Altımdaki yıldızlı sukubbe ve içimdeki dejenerasyon.."

7 Şubat 2008 Perşembe

Ney...

Ne?..Ney?..



İşte gene o.. ilk günkü gibi bir beste,
Sevdanın gülleri gibi bir deste..


İşte gene o..ağır aksak bir semai,
Her nağmesinde seziliyor derin matemi..


Ve işte yükseliyor yine sesimiz,
Ebediyette tek bir nefes gibiyiz..

(imaj:anonim)

5 Şubat 2008 Salı

Küre...

Küre..Eskiçağ filozoflarına göre en mükemmel şekil..Dünya böyle olmasa da küp olsa..


Güneş ışınları köşelerde kırılıp, bir diskoya dönmez miydi gezegenimiz? Futbol'u da kutularla oynamak pek sevimli olmazdı..